Türkiye'nin 2. Yüzyılında Yüksek Teknoloji için Eylem Çağrısı Raporu

Türkiye’nin 2. Yüzyılında Yüksek Teknoloji için Eylem Çağrısı | Nisan 2023 41 37 IEA, Smart Grids: Infrastructure Deep Dive, 2022 38 Bloomberg New Energy Finance (BNEF) Geleceğe Bakış Küresel ölçekte artan enerji talebine cevap verecek enerji arz güvenliğininin sağlanması ve enerjinin iklim değişikliği hedeflerine uygun bir şekilde herkes için erişilebilir hale getirilmesinin geleceğin en zorlayıcı unsurlarından olması beklenmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre mevcut teknoloji çözümleri ile 2030 emisyon azaltım hedeflerine ulaşmak mümkün olmakla birlikte, 2050 hedeflerine ulaşmamız ancak gelişmekte olan bazı teknoloji alanlarında geniş çaplı kullanım olanağı sağlamak ile mümkün olabilecektir. Karbonsuzlaşma hedefleriyle birlikte dünyanın yenilenebilir enerji üretimine ve elektrikli araçlara yönelmesi elektrifikasyonu hızlandırmakta ve elektrik talebini hızla arttırmaktadır. 2030 itibarı ile son tüketimin üçte elektrik kaynaklı olması ve bunun içerisindeki yenilenebilir payının %65 olması beklenmektedir. Elektrik talebinin hızlı artışı ve yenilenebilir kaynakların elektrik arzı içerisinde önemli bir paya sahip olacak olması şebeke yönetimi açısından karmaşıklığa neden olacaktır. Tüketimin büyümesi, yenilenebilir üretim tesislerinin artışı, dağıtık üretim ve elektrikli araçların çoğalması yönetilen şebeke unsurlarının katlanarak artmasına neden olacaktır. Bu da arz güvenliğini ve tedarik kalitesini sağlayabilmek adına "akıllı şebekelerin" gelişmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminine göre 2030 emisyon hedeflerine ulaşılabilmesi için elektrik şebekesine her yıl küresel ölçekte 600 milyar dolar yatırım yapılması gerekmektedir. 37 Geleceğin şebeke tüketicisi enerji sektörü ve şebeke yönetimi açısından önemli dönüşümlere yol açacaktır. Enerji kullanıcılarının "abone"den "üreten tüketici"ye uzanan yolculuğunda en önemli gelişme, müşterinin akıllı evinin yetenekleri aracılığıyla hem elektrik tüketen hem de üreten bir tüketici olarak evrimleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Üreten tüketiciler akıllı bir evin güneş panelleri, depolama üniteleri ve elektrikli araç sistemini kullanarak, gelirlerini optimize etmek için birbirleriyle gerçek zamanlı elektrik ticaretine dahil olacaklardır. Bu dönüşüm hem perakende hem de elektrik dağıtım şirketlerini önemli ölçüde değiştirecek, elektrik kullanımı yönetimi, satışı ve dengeleme mekanizmalarına katılımda tüketiciyi merkeze alacaktır. Dijital platformlarla desteklenen tüketiciye sunulan hizmetler ve ürünler değişim gösterecektir. Artan talep, yenilenebilir kaynakların şebekeye entegrasyonu ve e-mobilitenin ve dağıtık üretimin neden olduğu karmaşık şebeke yapısı arz güvenliğini sağlamayı zorlaştıracaktır. Özellikle yenilenebilir kaynakların kesintili üretimi, arz güvenliğini sağlayacak esneklik çözümleri ve yeni teknoloji yatırımlarının artmasına neden olacaktır. . Şebekenin esnekliğini sağlayacak çözümlerin başında ise depolama ve yeşil hidrojen gelmektedir. Puant güç yönetimi ve enerji kaydırma gibi sistem düzeyindeki uygulamalarda kullanmak üzere kurulan depolama sistemlerinin 2030 yılında 411 GW'a ulaşması beklenmektedir. 37 Güneş enerjisini batarya sistemleriyle desteklemek isteyecek üreten tüketicilerin de pazara etkisi 2025’ten itibaren görülmeye başlanacak ve küçük ölçekli pil pazarı 2019 - 2050 arasında beş kat artacaktır. Mevcut durumda Avrupa küresel depolama kapasitenin %32'sine sahiptir. 38 Hidrojen ve hidrojen bazlı yakıtlar, hem şebekenin esnekliğinde rol oynayacak hem de toplam emisyonların üçte birinden sorumlu olan ve elektrifikasyon ile karbonsuzlaştırılması zor olan sanayi (çimento, çelik, kimya ve alüminyum) ve taşımacılık (deniz taşımacılığı, hava taşımacılığı ve kamyon/tır taşımacılığı) sektörlerinin karbonsuzlaşmasını sağlayacak bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak yaygınlaşabilmesi için yüksek yatırım maliyeti, taşınması ve ayrıştırılması için ihtiyaç duyulan özel altyapı ve yeni teknoloji çözümleri ve güvenilirlik endişeleri gibi önemli engellerin aşılması gerekmektedir. Bu engellere rağmen, özellikle Rusya – Ukrayna savaşının ortaya çıkardığı enerji arz güvenliği gibi kaygılar nedeniyle birçok ülke bu konudaki çalışmalarını hızlandırmaya başlamıştır. Avrupa ülkeleri (Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya, Avusturya), Avustralya, Kanada, Fas, Şili, Japonya, Mısır gibi birçok ülke yeşil hidrojen için ulusal stratejilerini ve/veya teşvik sistemlerini kurgulamıştır. Avrupa’da iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik hazırlanan Fitfor55 hedeflerine ulaşmak amacıyla AB Hidrojen ve Enerji Sistem Entegrasyon Stratejisi yer almaktaydı. Ancak, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası REPowerEU’da hidrojene ilişkin hedefler netleştirilmiştir. REPowerEU planında doğal gaz, kömür ve petrolün yerine geçmek üzere 2030 itibarıyla 10 milyon ton/yıl yerli yeşil hidrojen üretilmesi ve 10 milyon ton/yıl yeşil hidrojen ithal edilmesi hedeflenmektedir. Hidrojen projelerini hızlandırmak üzere 200 milyon avro ek kaynak araştırmalar için ayrılmıştır. Akdeniz ve Kuzey Denizi’nde de ana hidrojen koridorları oluşturulması hedeflenmektedir.

RkJQdWJsaXNoZXIy NDE5MDI=